4 Kasım 2009 Çarşamba

her şeyin fazlası zarar olmak zorunda ya da fazla olanla sorunlar yaşıyoruz...yavaşla kızım yavaşla, hayatını biraz ağır çekim sahnelerle izlemeye başla...suç yok, suçlu yok, ortada bir sorun ve bu soruna neden olan herhangi biri ya da bişi yok ama bunların olmaması gariplikler olmasına engel teşkil edemiyor...gariplik ne? kim? belki de ben...kendimi evirip çeviriyor, tersdüz edip inceliyorum, eline aldığın garip bir parçanın ne işe yaradığını çözmeye çalışmak gibi bu...sonuç yok...beynin suçsuz olduğunu söylerken kalbinin "kendini kandırma suçlusun" sataşmaları bedeni yıpratırken ben kendime bir hakem olup doğru kararı veremiyorum...elinden çok şey gelmesini isterken, tırnaklarım kırılınca vazgeçecek kadar güçsüz olmak dilimi küfürbaz bir çocuğa dönüştürüyor...dilimin ucuna gelen ama yutup boğazıma dizdiğim o kadar çok kelime dizisi var ki...

-"söyle o zaman"

yok o kadar basit değil işte...adımlarımı sayarak ilerleyeceğim eskisi gibi yine...
kahve molası...