3 Mart 2009 Salı

her götlük beni mi bulur bu içine edilesi hayatta...

aslında burada bi giriş, gelişme, sonuç olayı yapmaya hiç gerek yok çünkü başlık zaten anlatıyor ne demek istediğimi...ama ille de zamanında bize dayatılan kompozisyon derslerindeki gibi yukarıda yazılı olan özlü sözde anlatılmak isteneni kompozisyon kurallarına uygun olarak yazınız şekline uymak zorunda hissediyorum -ki kurallara uyan biri olmadığım halde içim kıpraştı bu söze elde değil...( bu arada girişi yazdım bile)...

bu isyanı yapan ata kişi muhtemelen büyük badereler atlatmış...yontma taş devrinde yaşamış ve taşları yontamayıp doğal olarak aç ser sefil gezmek kurtlara kuşlara yem olması neticesinde fosil olarak toprağa karıştığına dair rivayetler dilden dile dolaşıp günümüze kadar gelmiştir...hatta belki o ata kişi reenkarnasyona uğrayıp ben de yaşamaya başlamışta olabilir ki sanırım böle oldu aynı sözü bana da ettirdi o çok saygıdeğer ata kişi...(bana bunu o yazdırdı)...

şimdi gelelim içine edilesi hayata...kokuşmuş, çürümüş insancıkların olduğu bir yerin içine edilmezde ne yapılır...edilir...hatta japonların rekor saçmalığı için bi yerde toplaşıp aynı anda seks yapması gibi bizde aynı anda hayata edelim...eminim ki bi çok kişi bunun farkına bile varamayacak kendi kokumuşluklarından dolayı...böyle insacıklar olduğu için etrafta da götlük durumlar yaşanıyor...kaçınılmaz son...hangi pozisyonda olursan ol sonuçta göt üstü oturuyorsun lanet olsun...

sonuca bağlamak gerekirse artık...içsel devinimlerimi dışa yansıtarak hayatın götlüklerine tekmeler fırlatarak gaydırı gubbak cemilemle seke seke tükenen ben bu hayatın içine ediyorum...çürüyüp fosil haline geldiğimizde bu dünyaya o zaman bir faydamız olacak...yaşarken fosilleşmiş beyinlerin raksı endam ettiği sahnede ışıkçılık yapıyorum çürümüşlüklerine netlik kazandırıp görülmesi adına...

2 Mart 2009 Pazartesi

Başlıksız Son...

büyümek ne kadar da acıttı gözlerimi
üzerime bol gelen bu soysuzluktan kurtulma şansım yok
yürümeyi öğrenmiştim düşmemem lazım
tembelim ben biliyorsun
gittiğinde de
bu yüzden koşmadım peşinden…

sarhoş sanıyorsun beni
hayır değilim sadece 1 kadeh şarap içmiştim ve öpmedim ki seni kokusunu duysan
sigara yaktım içme diyemezsin de artık bana
yürüyorum senden
hiç ardımda bırakmamıştım seni daha önce
belki bu yüzden nabzım hızlı ve kararsız..
unutmak ve hatırlamak yok gömüyorum hafızamı sis perdelerine şimdi…

gece fırsattan istifade ediyor kollarını açtı bana ve etrafıma geçmişi kusup kayboluyor…sıkıntı yine sıkıntı mutluluk ardımda çıldırmış kahkahalarla titriyor…
ay güneşe teslim ediyor bi kez daha kendini ve günü doğuruyor yine…
gün geçti günler belki yıl asır…
vaktin geçmesi yaşamak mı demekti?…
biz iki ayna gibi yansıyorduk birbirimize ve kırılıyoduk…kırılan vakitlerden kurtamalıyım nefesimi
nafile bir çaba…


ve yine sisler sarıyor siliyor beni, tek tek parçalarımı bırakıyor boşluğa
bir ip lazım bir cellat her boşluğa asılmalıyım tekrar tekrar
marşlar çalıyor ve karanlık…

kanımı temizliyorum şimdi git geller etrafımda
yalpalıyorum…

hazırım yarına
yarın mı?
Yarın yok saçmaladım ve bavulum hazır son yolculuğa
Uyuyan cesetlerin birinde kimliğim, yollar bitti nefesim son durakta…

Ömrüm yanıyor bak
Kokusu yok
Bitti mi söyleceklerim
Hazır mıyım susturulmaya
Susmayı dilime sadaka veriyorum
Kapıyorum geçmiş ölümlerin ardına kapılarımı
Sen gelme sakın soyundum sessizliğe

Gelme demiştim…
Oof yine o müzik hadi danset ruhumla şimdi, dokunsana bana soğuk muyum. Hissiz değilim henüz ama cesedim soğumadı…benim karşındayım işte bakma öyle
Bağırma yeter
Çığlıkların şok etkisi yaratmıyor bedenime
Hayır
O örtüyü bırak yerine lütfen üşüyorum bedeninle ört beni…
Ağlama gözyaşların çukurlar açıyor vücudumda artık saklayamam o çukurlarda seni
Şimdi ben istiyorum gitmeni
Git hadi
Biliyorsun ben tembelim
Gidersen
Koşmam peşinden…