23 Şubat 2009 Pazartesi

herşeyinin hiçkimsesi...



Piç olmuş cümlelerim senin ardından uykusuzlukla savaşıyor, günlerden ukde ve taşlanası saatler.
Yanıt aramayan bir adamda dudaklarım seyiriyor, yansıdığım gözlerinde türlü gölge oyunları. Dur sakın örtme gözlerini yoksa dökülürüm sendenYanaştığım kadar uzakken sana bedenin daha ne kadar kalır bende
bırak artık,
Bırak ta kelimelerinle değil seninle sevişeyim…



Yanıt arayan bir kadın bela mı bulur sen de.Sen dehşetli fırtına ruhumu okuma artık. Bir çift tanrı parçası gibi olan ellerin bende infilak etse ve dağılsam sana, tenimle gömülürken sen; çığlığın yetersiz kalıyor her hücre parçama.. yapışkan alışkanlıklarından kurtulan renklerim dudaklarına akıyor şimdi…



Kan ter içindeyiz keskin harflerinden. sadece iki tırnak işareti arasında dokunabildiğimiz bedenimiz uzun cümlelerin yüklemleri olmalıydı, oysa ki bayat özneler gibiydik tiksiniyorduk, çürüyorduk…
hadi sevişsek ya! anın tam bit anında...
...Elimizde uzayan nikotinler ve dilinin omzuma kondurduğu suslarla…

17 Şubat 2009 Salı

gece saçmalığı...

boktan bir günün boktan geçmeye çalışan gecesi...02:47 ne saçma bir saat ya...gün çarşamba olmuş bile bundan çarşambanın haberi yok henüz...adi o bile uyuyor...yorgunum çok hemde ne uykuyla ne de yan gelip yatmakla geçecek bir yorgunluk değil bu zihnimi arındırmam gerek kafamı vurup biryerlere amnezi bir durum mu yaratsam acaba...acır ama yaa...şehrin kalabalık nefes aralıklarına sığınmam lazım sanırım...
sinemaya gitmek istiyorum ama yalnız sessizce yerime oturacağım muhtemelen arkadaki kafamdan göremeyecek ben bu sebep koltuğa biraz yayılacağım molada çıkıp bi sigara yakıcam...ankaranın soğuk nefesine katıp nefesimi en derine çekeceğim...belki yağmurlu bir hava olur ben şemsiyemi almam alsam da mutlaka bi yerde unutmuş olurum...ıslanırım saçlarım daha sarı olur yüzüme düşer...filmden çıkıp bi kahve molası veririm kendime... yürürüm belki biraz kahve kokusu eşliğinde ama yalnız kimse olmasın, kimsenin gözlerine bakmak zorunda kalmayım, cümle kurmayım kimseye, zoraki tebessümler katmayım kendime...yol bitmesin ben bitti diyene dek ıslak kaldırım taşlarında adımlarımı sayayım...23, 32,47,62,120....sonsuz kadar adımlarım...sonsuza kadar...

4 Şubat 2009 Çarşamba

eflatun renksizliğim

gün dönümlerimin eflatun renkli masalı...
bir varmış bir yokmuşluğun
miş li geçmiş zamanlarında düştün içime...
başıboş saatlerde,
gecenin kuytularında sevişirken
rengi kaçmış mevsimler gibi ısıtırdın beni...
dudağımdan dökülen cümlelere virgüller koyardı öpüşlerin...
bilemedim o zaman noktaların bana düştüğünü
noktalar acıttı beni…
şimdi gözleri yağmurlu şehrimin eflatunla kesiştiği yerdeyim…
içtiğim kahvenin hatrına kapamıyorum gözlerimi
yalınım...
yalnızım...
adımı unuttum...
pencereden yansıyan yüzümün hükmü yok…
unutulmuş yarınlar kapı eşiğinde...
yuttuğum günleri kusuyorum şimdi...
galiba lar bitti
galiba ömür sayfalarım yanıyor tek tek...
Samanyolu düşlerimin eflatun masalı...
yıldızsız,
lal karanlığa
teslim etti kendini…